Sosyal Medyada Susmak mı Konuşmak mı?

Bu yazıda  Sosyal medyada markaların yaptığı en büyük hatalarından iki tanesine değineceğiz. Bu hatalardan önceliği yüksek olanı yorumları görmezden gelmektir (ya da gerçekten de farkında olamayacak kadar kullanıcılara/takipçilere/müşterilere uzak olmak). Diğeri ise gelen her mesaja ya da yoruma hiç düşünmeden yanıt vermiş olmak için yanıt vermektir. Görüleceği üzere ilk durum, iletişim kurabilme safhasına henüz geçilemeden iletişimin yok olmasına neden olacaktır. İkinci davranış şeklinde markaların çok pişman olabileceği iletişim sorunları yaşanabilmektedir. Bunun nedeni ise artık iletişim yöntemlerinin ve diyaloglarının tamamının kolay bir şekilde kayıt altına alınabilmesidir ve bu yanıtların tüm sosyal medya mecralarında sadece dakikalar içeriside yayılabilme potansiyeli olmasıdır. Yanlışlıkla verilecek bir yanıt markanın prestijine olabildiğince zarar verebileceği gibi, önlenemez bir krize de yol açabilecektir.

Sosyal Medyada Konuşmak

Sosyal Medyada Konuşmak

 

Bu hatalardan bir tanesiyle geçtiğimiz Cuma günü potansiyel olarak karşı karşıya kaldık ancak olay içerisinde sessiz kalarak yanıt vermeyi daha sonraya bırakmayı tercih ettik. Bu süreç dahilinde ise biraz beklemeyi ve daha uygun bir zamanda kullanıcılar hakkında daha fazla bilgiye sahip olduktan cevap vermeyi uygun gördük. Bunun nedeni ise 3 kullanıcının kendi networkleri içerisinde -Twitter’da olan @SosyalM adlı hesabımızı eleştirdikleri tweetlerinde- geri dönüşleri merak etmeleri ve hatta geri dönüş beklemeleridir. Bu ve benzeri durumlarda anlık olarak aksiyon almanın alternetifi olarak biraz beklemeyi daha uygun buluyoruz. Ancak, koşullara göre anlık aksiyon almanın da vazgeçilemez olabileceği ihtimalini de unutmamak gerekir.

 

Diyaloglar nasıl başlamış birlikte görelim;

@Halil_Calik: “Kendi hesabinizda basarisizken baskalarina akil verecek makaleler yayinlamaniz ne ironik? @sosyalM” (Şu anda bu tweetin silinmiş olduğunu görüyoruz.)

Aslında çıkış noktamızın bu blogda sosyal medya yönetim yöntemlerini tartışmak, birlikte sosyal medya deneyleri yapmak olduğunu ve sosyal medyada kesin sonuçların olamayacağını göz önünde bulundurduğumuzda, burada sadece “kendimizce” tavsiyelerin olduğunu tekrar belirtmemiz gerekir.

Ayrıca, bu blogu açmamızdaki en büyük etken sosyal medyanın ülkemizde ve dünyada yaşadığı hızlı yükselişi takip eden ziyaretçilerimizle birlikte tartışmak ve olaylar üzerinden doğruya ulaşmaya çalışarak (sosyal medyada kesin bir doğru olmadığını tekrar belirterek) her zaman yanlışlardan kaçınmaya gayret göstermektir. Bir diğer konu ise, blogun tasarımındaki sadelik. Bu blog dahilinde sadece içeriğe yoğunlaşmak istediğimiz için olabildiğince sadece ve anlaşılır bir görüntü ile yayına başlamayı uygun bulduk. Belki de ilerleyen süreçlerde bu tasarımdan vazgeçerek daha görsel bir tasarım ile yayın hayatımıza devam edebiliriz.

 

Sizce markalar hangi koşullarda anlık, hangi koşullarda ertelenmiş aksiyonlar almalıdır? Gelin, birlikte tartışalım.

Bir önceki yazımız olan Etkileşim / Engagement başlıklı makalemizde sosyal ağ, sosyal medya formülü ve sosyal medya kimin işi hakkında bilgiler verilmektedir.

Gelen Aramalar

  • susmak mı konuşmak mı

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir