Markanızın Facebook’a İhtiyacı Yok

Facebook, sosyal medya mecraları arasında en favori olan sosyal ağ durumunda. Tüm markaların ve bireylerin (müşteriler, potansiyel müşteriler ve diğer kullanıcılar) Facebook’ta yer aldığını görmelerinin ardından, onların da orada olması gerektiği fikri aşılanıyor günden güne. Ancak, bu söylenenlerin hepsi doğru mu ya da gerçekten de bu sosyal medya mecraları arasında en gözde olan Facebook‘ta yer almaları gerekir mi? Bu konuda şu ana kadar elde ettiğimiz örnekler eşliğinde bir yazı dizi hazırlıyoruz ve ilk aşamasına bu yazıdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca, yazı içerisinde genel olarak neden markanızın Facebook’a ihtiyacı yok teması işlenmektedir. Ancak, bu düşünce kesinlikle tüm mecralarda yer almak isteyen ya da tüm mecralarda yer alabilecek güce sahip olan markalar için değildir. Sadece, bütçelerini en verimli şekilde kullanması gereken markalara yönelik bir yazı olacaktır.

 

Facebook Çöp KutusuGünümüz sosyal medya dünyasında bir çok marka, kendilerine özel Facebook Stratejisi ismiyle yeni sosyal medya stratejileri geliştirerek müşterilerinin ya da potansiyel müşterilerinin ilgisini çekmeye çalışıyorlar. Böylelikle, markalarının da reklamlarını en iyi şekilde yapabilecekleri düşüncesine sahip oluyorlar. Medya sektöründe çalışmalar yapmakta olan Peter Platt‘ın imediaconnection adlı internet sitesinde verdiği örnekte, bir markanın Facebook sayfasını 1500 kişinin beğendiğini belirtiyor. Bu sayının müşteri bazında iyi olmasına rağmen, Facebook’un aldığı 1 milyar ziyaretçi sayısının yanında ise etkisiz kaldığını söylüyor. Ayrıca, 1500 potansiyel müşterinin hepsini yok saymanın hata olacağını dile getiren Peter Platt, daha fazla bir kesime de ulaşabilmek adına farklı alanlara da yönelmenin doğru olacağını vurguluyor.
Markalar, Facebook‘ta yer almayı çok istiyor. Sosyal Medya Ajansları ile de yakın temas içerisinde olan markalar, birbirinden farklı stratejiler oluşturmaya çalışarak, satışlarını arttırmaya çalışıyorlar. Facebook sosyal ağ platformu üzerinde satış stratejileri üretmeye çalışan bu markaların yanlış anlamış oldukları kısımların da olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bu başlıkları Peter Platt‘ın görüşleriyle sıralıyoruz.

Markanın beğenenleri, markaya sürekli olarak destek verir

Çoğu firmanın Facebook‘ta var olma nedenlerinin en önde geleninin bu olduğu söylenir ancak bu genel olarak yanlış bir fikirdir. On binlerce marka beğenenin (marka sadakati konusunda bağımsız olarak sadece beğenen) varlıklarını da hissederek markalar; reklam ve kampanya yapmak istemekteler ve bu onlar için her daim ilgi çekici olmaktadır. Başlangıç aşamasında üst düzey bir motivasyon yaratmasına rağmen, ilerleyen zamanlarda bunun böyle olmadığı görülmeye başlanıyor ve marka için büyük hayal kırıklıkları ile sonlanan yeni bir rüya olarak hafızalara kazınıyor.

Yapılan onlarca analize ve araştırmaya göre; marka destekçiliğinin veya marka beğenmenin, kullanıcıların sürekli olarak sergilediği bir davranış olmadığı sonucuna ulaşılıyor.
Peter Platt bu konuya uygun olarak kahve bağımlılığını gösteriyor. Platt’ın verdiği örnek ise şu şekilde;
Ben bir kahve bağımlısıyım ve kahve içmek için belli yerleri tercih ediyorum, böylelikle sadece  bir kahve üreticisine bağımlı olarak yaşamıyorum. Tercih ettiğim iki farklı kahve markasını da Facebook profilim aracılığıyla Facebook sayfalarını beğenerek,  beğeni listeme ekledim fakat  bu firmaların reklamlarını yapmıyorum. Tabi ki, bu firmaların Facebook‘tan yapmış olduğu kampanyaları takip ediyorum ve gerekli gördüklerimi paylaşıyorum ama tek bildiğim konu ise bunun beni bir marka destekçisi yapmadığıdır.

 

Marka Destekçisi ve Marka Destekçiliği Mesleği

Platt analizinin devamında ise, özellikle de cep telefonları konusunda kullanıcıların “Apple” , “Android” veya “BlackBerry” markalarına yönelik marka destekçisi olmalarını sıradan bir hadise olarak görüyor. Fakat, kullanıcıların arkadaşlarına karşı olumlu yorumlarda bulunmalarının, onların birer marka destekçisi olması anlamı taşımadığını da ekliyor. Bunların yanı sıra, günlük hayatımızda her birimizin benzeri görüşlere ve deneyimlere sahip olduğunu, hatta bunların paylaştığına da sözlerine ekliyor.

Platt, marka destekçiliği konusunu meslek haline getiren insanların da olduğunu vurguluyor ve bu kişiler marka destekçisi görevlerini para ile yapıyorlar şeklinde de ekliyor. Ancak, bu kişilerin marka sadakati konusunda beklentileri karşılayamayacağını ise bilmemiz gerekiyor çünkü sadece bu görevi bir meslek olarak yerine getiriyorlar. Özet olarak;  potansiyel bir müşterinin, markadan satın alma işlemi yapan bir müşteriye dönüşmesi kesinlikle söz konusu olmuyor.

Nike ile sponsorluk anlaşması imzalayan Tiger woods ise bu örneklerden en bilineni olacaktır. Başka bir örnek ise, kayak sporu ile uğraşan sporcuların yarışları tamamladıktan sonra kayaklarını kaldırarak, kameralara kayaklarının markalarını göstermeleri olabilir. Benzer iki yaklaşım da markaların sunni olarak meydana getirmeye çalıştıkları marka sadakati olarak gösterilebilir yani marka destekçisi olduğu zannedilen kişilerin aslında bu işi para karşılığında yapmaları onları marka sadakati konusunda bir adım da olsa ileriye taşımamaktadır.

 

Bu bölümde marka sadakati ve marka destekçisi konularına olabildiğince değinmeye çalıştık, önümüzdeki yazılarda neden Facebook‘ta var olmanız gerektiği konularında da yazacağız. Özet olarak şunu söylememiz gerekir ki, eğer marka destekçisi edinmek için Facebook’ta var olmak istiyorsanız; bir daha düşünmelisiniz ve planlarınızı ya da stratejilerinizi de bu yönde belirlemelisiniz.

 

Bir önceki yazımız olan Facebook Edgerank Algoritması başlıklı makalemizde facebook arkadaşı, facebook kullanıcıları ve facebook mecrası hakkında bilgiler verilmektedir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir